• Abdurahman Çam

Kavramlarımız Muğlak Zihinlerimiz Karışık

Kelime ve Kavramlar Dünyamızı Şekillendiriyor - Dil ile düşünüp görüyoruz.


Yaklaşık 6 aydır AR-GE merkezlerini inceliyorum, araştırıyorum ve gözlemleme fırsatı bulduklarımı gözlemliyorum. AR-GE için ayrılan bütçelere bakıyorum. Sonra düşünüyorum. Araştırma ve Geliştirme faaliyeti olan AR-GE'de neden tamamen mühendisler çalışıyor anlamış değilim. Bu işin araştırma boyutunun öneminin farkında mıyız acaba? Araştırmacılar ve akademik bilgi bu işin neresinde? Araştırma yapmadan yerli ve yabancı literatürü derinlemesine inceleyip sektöre uygulamadan başarı sağlanabilir mi? Niçin akademik bilgiyi ticarileştirecek AR-GE merkezlerimiz yok denecek kadar az? Teori ile pratiği birleştirme noktasında oldukça ilgisiz davranıyoruz sanırım. Bu konuda yetersiz miyiz ya da buna zamanımız mı yok ya da kasaya bir an önce para mı girmeli? Öyle ya Türkiye'de patronlar skora bakıyor. Skor önemli tabi ama o skorun ardında yatan sebepler önemli değil mi? Dünya artık başka bir dünya paradigma değişeli onlarca yıl geçti ama hala biz eskide (pozitivizmde) kalmaya devam ediyoruz.


Dijitalleşme, globalleşme ve glokalleşmenin ne kadar farkındayız? Biliyoruz elbette ama ben idrak etmekten bahsediyorum. Ama bakıyorum da bunlardan yoksun olan şirketler AR-GE, inovasyon, endüstri 4.0 gibi popüler olmuş kavramlarla reklam döndürüyor. Ve "Yerlilik" üzerinden de aynı şey devam ediyor. Yerli malından ne anlıyoruz? Endüstriyel anlamda 100 yıl önceki yerli ile şimdiki yerli kelimesinin anlamları farklı bunun farkında mıyız? AR-GE (Türkiye'deki anlamından bahsetmiyorum) olmadan ne inovasyon ortaya çıkar ne de endüstri 4.0 ortaya çıkar. Tüm soruların cevabı belli aslında. AR-GE desteği alabilmek için ve en azından AR-GE merkezimiz var demek için yapılıyor gibi sanki. Daha endüstri 2.0'ı aşamayan sanayi kuruluşlarımız endüstri 4.0'a geçeceklerini ifade ediyor. Dijitalleşme olmadan mı? Araştırmacıların araştırmaları ve bu araştırma sonuçları ile ticari geliştirme yapmadan mı? Acaba endüstri 4.0 derken farklı şeylerden mi bahsediyoruz? Bir kavram karışıklığı mı var? Her kavramda olduğu gibi bunda da kargaşa var.


Araştırma üniversitelerinin var olmasının, Teknoparkların kurulmasının bir anlamı olmalı değil mi? Üniversitedeki ya da akademideki o devasa teorik bilgileri biz akademik teşvikler almak için mi kullanacağız? Bir potansiyel olarak üniversiteler ve akademik bilgi duruyor ancak kinetiğe dönüşmüyor bir türlü çünkü herkes kendi dairesini çizmiş ve ötesine geçmiyor kimseyi de geçirmiyor. Potansiyel olarak duran (gerçekten duruyor hareketsiz bir şekilde) akademik bilgiyi AR-GE merkezleri sayesinde ticarileşmiş bir hale getirmek ve inovasyon yapmak mümkün elbette. Sanayimize bunları uygulayabildiğimiz ölçüde daha çok kar da elde edeceğiz aslında. Ama her şey gibi üniversitelerin varlığını da teknoparkların kurulma amacını da yanlış anladık gibi görünüyor.


Girişimcilikte istenilen seviyeye ulaşamadık çünkü sosyolojik yapımız buna uygun değildi. Girişimcilik için yapılan tüm yatırımlarda sosyolojik bir çalışma yapmadık. Sosyal tabakalaşma bağlamında ele alıp pasif toplumsal tabakada olduğumuzu görüp buna göre strateji geliştiremedik. Girişken ve ticaretten anlayan bir toplum olabiliriz ama girişimci bir toplum değiliz. Hatta girişken ve ticaretten de şu zamanda anladığımız söylenemez. Çin'in, Almanya'nın, Tayvan'ın ticaretten anladığı ile bizim anladığımız arasında çok fark vardır. Biz bunları da yanlış anladık. Dükkan açmayı kafe açmayı, girişimcilik zannettik destekler aldık. Ticaret yapıyoruz diye insanları kandırmaktan çekinmedik. Devlete atanalım rahat oluruz derdinde olduk.


Benzer şey AR-GE için de geçerli oldu sosyolojik yapımız düşünce dünyamız ve bir çok sanayi şirketlerimiz buna uygun değil. Her yerde yeni yapılanmalar yeni nefesler olsada öncelikle değişmesi gereken kelime ve kavramlardır. Önce kelime ve kavramları düşünerek başlamak yerinde olacaktı. Çünkü insan kelime ve kavramlarla algı dünyasına kurar. Kelime ve kavramların çağrışımları ile eylemler meydana gelir. Eğer kelime ve kavramlara yüklediğimiz anlamların farkında değilsek eylemlerimiz de zihin dünyamızda sığ kalmaya devam edecektir.


Çünkü kelime ve kavramların ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Dünya AR-GE diyor diye biz AR-GE diyoruz sanki. Ama biz AR-GE'ye araklama getirme diye anlam yüklemeye devam ediyoruz. Bu demenin zihin dünyamızdaki negatif etkisinden de yıllarca kurtulamayız. Ve onların anladığı ile bizim anladığımız pek farklı oluyor. Kısaca kavram kargaşasından kurtulmalıyız bir an önce. Zira bizim anladığımız; inovasyon, AR-GE, dijitalleşme, endüstri 4.0 gibi kavramlar ile dünyanın anladığı çok farklı. Evet aynısını anlamak dil olarak mümkün olmasa da bizim bu kavramlara daha iyi anlamlar yüklememiz gerekiyor. Ama zihin haritamız karışık, yanlış anlıyoruz. Ya da işimize böyle geliyor.

0 görüntüleme