• Abdurahman Çam

Nostaljik Şekilde Tasarlanan Mekanlar Üzerine Sosyolojik Bir Deneme

Zaman, mekan, nostalji ve modernite bağlamında öz bir şekilde ele alınmıştır.

Nostaljik ve Otantik Bir Şekilde Yeniden Dizayn Edilen Bir Restoran (Alamet-i Farika) - Abdurrahman Çam 2018

Yaşadığım şehirde özellikle son on yılda ciddi mekansal dönüşümler yaşanmıştır. Bu mekansal dönüşümler tarihi mekanların restorasyon ve renovasyon edilmesi şeklinde görülürken dizayn edilme biçimleri nostaljik bir biçimde gerçekleşmektedir. Bu bağlamda bu mekanlar tarihi koruma projeleri kapsamında yeniden restore edilerek gerek bölge insanı gerekse turizm açısından popüler hale gelmiştir. Konak biçimde olan mekanlar genellikle restoran olarak hizmet verirken iç dizaynında nostaljik ve otantik unsurları görmek mümkündür. Modern zamanın ve modern mekanların (ki buna Lefebvre'nin kavramı soyut mekanlar da diyebiliriz) sıkıştırmasından bir an da olsa kurtulmak isteyenler bir süreliğine de olsa hoş vakit geçiriyor. Geçenlerde gitmiş olduğum Kayseri merkezde yer alan Alamet-i Farika restoranı da yukarıda bahsettiğim şekilde nostaljik ve otantik unsurların gözler önüne serildiği hoş mekanlardan biridir. Her bir ayrıntıya özellikle dikkat edildiğini ve neredeyse her eşyasının da nostaljik olduğunu söyleyebilirim. Peki neden bu tarz mekanlar insanlara ferahlık sunar? Mekanın ve eşyanın insanda yarattığı bu duygular nasıl açıklanabilir? Modern zamanın dili diyebileceğim dijitalleşmenin ve modern zamanın üretim biçimi olan kapitalizmin bununla ilgisi nedir? Her bir soru için sayfalarca makaleler yazılabilir. Ancak burada olabildiğince öz bir şekilde bu sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Konuyla ilgili yazdığım makaleden bir alıntı ile başlayacak olursam;

"Son yıllarda dünyada nostaljik, otantik ve retro gibi geçmişi hatırlatan kavramlar sıkça kullanılmaya başlamıştır. Bu kavramlar nostaljik müzik, otantik/nostaljik mekan, retro kıyafetler gibi çok çeşitli alanlarda görülmektedir. Fotoğraf, müzik ve mekan üzerinde ki bu nostaljik ve otantik söylemlerin nedeni fotoğraf, müzik ve mekanın zaman ile kurduğu ilişki ile alakalı olduğu söylenebilir. Bir başka ifadeyle zaman ile ilişki kurabilen fotoğraf, müzik ve mekân nostalji ve otantik hisler verebilir." * Bu bağlamda zaman kavramının öne çıktığı söylenebilir. Zamanı çoğu zaman düz bir çizgi şeklinde ilerlediğini hissederiz. Dün, bugün ve yarın kelimelerini kullanırken aslında zamanın da çizgisel bir şekilde ilerlediğini düşünmeden sorgulamadan kabul etmiş oluruz. Oysaki bazen zamanda git gel yaşayabiliriz dünü ve bugünü karıştırabilir zaman algımız değişebilir ya da zamanın akışı göreceli olabilir (bunun kullandığımız dil ile alakalı olduğunu da buraya ekleyerek  geçiyorum.) Şimdi yukarıda bahsettiğim bu nostaljik mekanda geçirdiğim saatler sanki dakikalar gibi gelmişti. Tabi mekandan çıkınca bu his değişerek sanki saniyeler gibi daha da kısa gelmişti. Şimdi bu yazıyı yazarken ise sanki bir kaç saniye gibi (bu kimlerle gidildiği ile alakalı sorusu gelebilir ama aynı kişilerle gidilen başka mekanlar bu özelliği göstermiyor). Mekanın hoş olması ve aydınlatmasının da önemli olduğunu vurgularken nostaljik unsurların etkisinden de bahsetmeden olmayacaktır. Mekan dizayn edilirken aydınlatmadan pencerelere ve dekorasyon ürünlerine hatta kitaplara kadar birçok şey gözler önüne serilen otantisite unsurlarıyla doludur. Hissedilen bu nostalji duygusunun zaman algısını da bir bakıma değiştirdiğini söyleyebilirim. Hoş bir şekilde geçirilen bu vakitlerin mekanın ve yerin inşasıyla birlikte nostaljik bir biçime dönüştüğünü de eklemek isterim. Modern zamanda insanlar artık giderek artan bir şekilde nostalji aramaya başlamıştır. Mekan bağlamından değerlendirilirse; modern mekanların yani en başta alışveriş merkezlerinin ve iş hayatında sıkışıp kaldığımız mekanların doğa ile irtibatını koparacak şekilde tasarlayarak insana düşünsel faaliyet alanı bırakılmadığı için bu mekanlarda modern insan sıkışıp kalmaktadır. İnsan doğası gereği  düşünsel faaliyetlere ve doğa ile olan irtibatına devam etmelidir. Bazen doğal ortamda yapılan bir saatlik bir yürüyüşün bile zihinsel ve bedensel açıdan ne kadar rahatlatıcı olduğunu duymuş/hissetmişizdir. Modern hayatın ve kapital ekonomik sistemin de bir anlamda tüketen yığınlar yaratmış olması insanda modern hastalıklar ortaya çıkarmıştır. Modernitenin ve kapitalizmin doğaya hakim olarak tahrip etmesi ve soyut mekanlar üretmesi sonucu insan mekanın sıkıştırmasına maruz kalmıştır. Yine modern hayatın saat kavramıyla da insan dakikalar sayarak 24 saate sıkışmış durumdadır. Doğanın tahribatı ile mekanda sıkışan insan bir taraftan da dakikalar sayarak zaman içinde sıkışmaktadır. Bu durum zamanı ve mekanı nasıl tasarladığımız yada algıladığımızla ilgilidir. Mekanın inşasında sıkışmışlık hissi veren tasarımlar yerine artık sade ve minimalist tasarımlar ortaya çıkmaktadır. Bunun en temel nedenlerinden birisi de belki mekanı daha ferah ve zihinsel yorgunluğa neden olmayacak şekilde tasarlanmasından dolayıdır.


Tarihi mekanlarda ise minimal tasarım çizgileri yerine "aslına uygun" diye tabir edilen şekilde yeniden inşa edilmektedir. Bu yeniden inşa sürecinde izlenen en temel yol, zaman ile irtibat kurabilecek ve hoş hissettirecek nostaljik ve otantik bir şekilde tasarlanmasıdır. Çünkü modern zamanda zaman içinde de sıkışan insan ancak zamanla nostaljik bir bağ kurulduğunda bu sıkışmadan kurtularak zamanda bir anlamda özgür olurken mekanın dizaynı da buna katkı sağlayacaktır.


Dijitalleşme ve bilgisayarların gelişimi endüstri 3.0'ın başlamasının temel nedenlerinden biridir. Dijitalleşme en basit şekilde bilgisayar ortamında sayısal hale getirme işlemidir. Gözümüzle gördüğümüz bir yerin fotoğrafı çekildiğinde bu dijital olarak sayılarla ve kodlarla işlenerek kayıt edilir. Ve bu kodları ya da formatları da tanıyan sistemler aracılığı ile yeniden görme fırsatı bulabiliriz. Bu bağlamda dijitalleşme bir bakıma çağımızın ifade biçimi ya da bilgisayarın tanıdığı bir dil demek yanlış olmayacaktır (c+, phyton gibi programlama dilleri örnek olarak verilebilirken, işletim sistemleri de geniş anlamda bir ifade biçimi olarak kabul edilebilir). Bu bağlamda dijital bir çağda yaşayan modern insan da dijitalleşmenin ruhsuzluğundan etkilenebilir. Bu bağlamda analog bir fotoğrafın verdiği etki ile dijital bir fotoğrafın verdiği etki birbirinden farklıdır. Kısaca dijitalleşme bağlamında bakıldığında insan kuşkusuz ki dijitalleşmenin (her gün elimizden düşmeyen telefonlar bize düşünsel faaliyete fırsatı vermeyecek noktaya getirmektedir) basitleştirmesinden ve ruhsuzlaştırmasından da etkilenmektedir. 


İnsan mekanda, zamanda, dijital cihazlarda, iş yerlerinde, trafikte stres olmakta ve sıkışma yaşamaktadır. Sıkışmadan kasıt şudur: Bilgisayarlarda sıkıştırma yöntemleri belirli algoritmalarla dosya boyunu küçültmek için kullanılırken belirli kayıplara neden olurlar. Örneğin raw fotoğraf boyutu ortalama 25mb iken ve fotoğraf adına birçok bilgiyi içerirken jpeg fotoğraf 5-10mb arasına düşmesi bu sıkıştırma ile ilgilidir. Benzetme olarak kullanılırsa insanın ifade edilen yerlerde (zaman, mekan vs) sıkışması da insandan bazı şeyleri götürmektedir. Bu bakımdan artık mekan tasarımlarında bu sıkışmadan kurtulabilmek ve anlık da olsa hoş hissedebilmek için yeni tasarım konseptleri popüler olmaya başlamıştır. Elbette çağımızın üretim biçimi olan kapitalizmin buraya da el attığını söylemeden geçmek olmayacaktır. Daha çok turizm için yapılan tarihi koruma projelerinde ideolojik, politik ve ekonomik süreçler dahil olmaktadır. Bu bakımından kapitalist üretim biçiminin nostaljik ve keyif mekanları şeklinde ifadelerle duygulara yönelik bir pazarlama stratejisi geliştirdiği de söylenebilir. Sonuç olarak yaşadığımız çağda birbirini etkileyen birçok süreç olmuştur. İnsan doğaya hakim olmuş ve mekanı şekillendirmiştir. Şehirler planlamalarıyla şehirler şekillendirilmiştir. Yine benzer şekilde saat kavramıyla zaman belirlenmiş ve şekillenmiştir. Ulaşım ve dijitalleşme birçok kolaylığı sağlasa da bir yere yetişilemez hale gelinmiştir. Acaba yetmeyen zaman mıdır zaman algımız mı? yoksa sıkışmışlık içinde kaybettiklerimiz mi? Tüm bunlardan ve stresten kurtulmak için parklar dahi tasarlanmış şekillendirilmiştir. Son olarak da modern hayatın hızından ve stresinden kurtulmak için kapitalizm yeni pazarlama biçimleri ve refleksleri geliştirmiş bir anlık da olsa hoş vakit geçirebilmişizdir...


Okuma Tavsiyeleri / Kaynaklar

*Abdurrahman Çam, Düğün Fotoğrafı İçin Tercih Edilen Mekanların Nostalji ve Otantisite Üzerinden Dönüşümünün İncelenmesi, 2018, Sosyoloji Notları Ali Şeriati İnsanın Dört Zindanı

Koray Değirmenci - Kentsel Mekanda 'Yerin' ya da Otantik Olanın Yeniden İnşası

Lefebvre - Mekanın Üretimi

Gülnur Eti İçli, Beste Burcu Vural - Kırklareli İlinin Sosyoekonomik Kalkınmasında Mekan (Şehir) Pazarlamasının  Rolü, 2011.

13 görüntüleme