• Abdurahman Çam

Verilerden Hikmete Giden Yolculuk Üzerine Bir Deneme



Lisans birinci sınıfta psikoloji dersi için Gestalt teorisinin sunumunu yapmıştım. Bu sunumda en çok vurguladığım nokta parça bütün ilişkisinin kurulmasıydı. Parça bütün ilişkisinin kurulmasının önemini ilerleyen dönemlerde daha çok anlayacaktım. Lisans üçüncü sınıfta geldiğimde ise bilgi sosyolojisi dersi için sunum yapmıştım. Bu sunumda ise verilerin nasıl bilgiye dönüştüğünden (bilginin keşfinden) bahsederken yine parça bütün ilişkisi kurarak konunun üzerinde durmuştum (parça-bütün ilişkisi kurmak; parça bütün ilişkisinin kurulduğu konuya dair hem bütünü görmeyi hem de o bütünü oluşturan ve birbirinden farklı parçaları görmeyi sağlayacaktır). Sunumumda kâinat kitabında birçok verinin bulunduğu ve bu verilerin bilgi hatta hikmet olması için parça bütün ilişkisi ve tefekkür gerektireceğinden de bahsetmiştim. Buraya verinin parça bütün ilişkisi ve tefekkürle birleştiğinde neler olacağından bahsetmek için parantez açacak olursam, Hacı Bayramı Veli’nin talebesi ve Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’i örnek verebilirim. Şöyle ki o dönemde daha mikroskop icat edilmemiş olmasına rağmen Akşemseddin ilk kez “Maddetül Hayat” eserinde mikrobun varlığından bahsetmiştir. Acaba bu nasıl oluyor, mikroskop olmamasına rağmen Akşemseddin bu bilgiye nereden ulaşıyordu? Burada tıp, eczacılık gibi birçok alandan bilgilere sahip olan Akşemseddin’in bu veri ve bilgileri tefekkür ile harmanlayarak mikrobun varlığı bilgisine ulaştığını düşünüyorum. Başka bir örnek olarak da Newton’u verebilirim. Newton’a kadar birçok kişinin kafasına bir şeyler illaki düşmüş olmasına rağmen yer çekimi kanunu bulan ve teorileştiren Newton olmuştur. Çünkü Newton daha önceki bilgilerinin ve idraklerinin bağlantısını kafasına düşen elma verisinden yola çıkarak yeniden köprüler de kurarak inşaa ettiğinde bu teoriye ulaşması mantıklı olabilir. (Bilgiler başka verilerle ve başka bilgilerle köprüler kurduğunda ortaya yeni ve keşfedilmemiş yollar çıkabilir).  Modern hayatın sıkıştırması içerisinde ve pozitivizmin yan etkileri ile yoksunlaştırıldığımız tefekkür, veriler ve bilgilerin idrake ve hikmete dönüşmesi için önemlidir. Bu yazımın konusu da veri ile hikmet arasında ki yolculuğu okunabilirlik açısından kısa bir şekilde anlatmaya çalışmaktır.



Şimdi daha önce hiç okumadığınız bir kitabın sayfasını açıp bizim için veri olacak sadece bir kelime bularak veriden yola çıkarak bilgiyi keşfetme sürecine başlayabiliriz (bu örneği uygulaması kolay olması açısından veriyorum). Evet, şimdi bu kitapta bir kelime (veri) bulduk. Bu kelime (veri) tek başına anlamsız bir haldedir ve insan meraklı ya da keşif sürecine devam etmek istiyorsa bu kelime (veri) ile bağlantılı diğer kelimeleri de merak edecek ve diğer kelimelere de göz atacaktır. Şimdi var olan bir veriyi bulduk ve belli süreçlerden geçtik artık bir cümle okumuş olduk. İlgi ve merak vasıtasıyla veriler diğer verilerle irtibat kurmuş oldu. Bu aşamada kelimeler (veriler) birleşti ve bir cümle oluşturmaya başladı. Bir cümle aslında kendi başına anlam ifade ediyor olsa da bütün açısından düşündüğümüzde bu cümle şu anda malumat seviyesine gelmiş durumdadır. Ancak biz okumaya devam edip yeni cümleler (malumat) okuduğumuz zaman bize bir bilgi sunuyor olacaktır. Veriler ilgi ve merak vasıtasıyla birleşerek malumatlar oluşturduktan sonra bize bilgiler verecek kıvama geldiler. Kısaca bulduğumuz kelimeler (veriler) bizi öncesi ve sonrasındaki kelimeleri de (verileri) bulmaya yönlendirdi, bununla da kalmayıp cümleler (malumatlar) bulma yolculuğuna çıkardı. Tabi ki yolculuk aslında yeni başladı, cümleleri (malumatları) de bir araya getirerek bir bilgi elde etmeye, bilgiyi keşfetmeye başladık. Bilgiler değerlidir ancak bilgiler de tek başına bir anlam ifade etmeyecektir (eğer bilgi tek başına bir anlam ifade ediyor olsaydı bugün usb bellekten tutun da hafıza kartına kadar hatta kitaplara kadar bilgiyi taşıyan her şey büyük âlimler olurdu.) Bilgiler, kelimeler (veriler) arasında bağlantılar kurarak cümleler (malumatlar) oluşturulduktan sonra meydana geliyor. Örneğin 2x2=4 eder bilgisi tek başına yine bir anlam ifade etmeyecektir. Zihnimizde bu bilgi sadece bazı şeylerle bağlantılar kurdurabilir. Belki ilkokul anılarıyla belki de matematikle ilgili diğer bilgilerle bağlantı kurdurabilir. Bu da yetersizdir. İdrak edecek olursak bu çağrışım yapan ve uyumlu olan bilgileri bir araya getirerek uygulamaya geçmek gerekecektir. Örnekten devam edecek olursam 2x2=4 bilgisinden sonra diğer matematik bilgileriyle irtibat kurarak 2²=4 olarak başka bir bilgiye gitmiş oluruz. Bu da bir bilginin idrak yoluyla başka bir bilgiyi keşfetmemize olanak sağladığı anlamına gelir (çünkü idrak bilgilerin ve bu bilgiler arasında ki bağlantıların farkında olmak demektir. Yani bilgiyi kitabın dışına taşımak farkında olmak ve başka bilgilerle irtibat kurdurmak demektir.) Ve bu bilgilerle kurulan bağlantılar belirli bir dünya görüşü ve yorumlarla geliştirilerek sistemleşir ve bilim haline gelir. Hikmet (bilgelik) ise tüm bu aşamaların farkında olabilmektir, bağlantıları kurabilmektir yani parça bütün ilişkisine önem verip bütünlükçü yaklaşabilmektir. Ayrıca hikmette (irfan ya da bilgelik) tefekkür de esastır. Hikmetin (bilgelik ya da irfan) idrakten ayrılan yanı da tefekkürdür. Başta ki Akşemseddin örneğinde de verdiğim gibi tefekkür insan olmanın da temel taşlarından biridir. Örneğin hayvanlar da veriye sahiptir, veriyi yorumlar, bilgi sahibidir, bilginin de farkındadırlar hatta bu bilgi ile bağlantılar kurarak tehlikelerin de farkındadır bazıları buna içgüdü der. İlk ayet oku derken sadece kitap okumak anlamında dememiştir. Kâinat kitabında da sizin için ayetler vardır onları da okuyun demiştir. İşte kâinat kitabını okuma biçimi de tefekkür ile olacaktır. Olur ya akıl durur kafa karışır bu yüzden tefekkür ile akıl ve kalp arasında da bağlantı kurmak gereklidir…

0 görüntüleme